İŞTE SİZE BİR HİKAYE...DEĞİRMENCİ, OĞLU VE EŞEK

                                     

 

DEĞİRMENCİ, OĞLU VE EŞEK

 

Bir zamanlar, çok uzak bir köyde, aksakallı ihtiyar bir değirmenci yaşarmış. Değirmencinin genç bir oğlu varmış.

Baba oğul birlikte değirmende çalışıp, buğdaydan un yaparlarmış. Unu köylülere satar böylece geçinir giderlermiş.

 

Bir gün değirmenci pazara gidip; alışveriş yapacakmış. Yanına biraz para almış. Oğlu ile birlikte eşeğine binmiş, pazara doğru yola çıkmış. O gün hava çok güzelmiş. Yemyeşil kırlar çiçekler doluymuş. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüyorlarmış. Baba oğul neşe içinde pazara giderlerken, köylülerle karşılaşmışlar. Köylüler onları görünce şaşırmışlar. Birbirlerine:

-Aaaa şunlara bakın! İki kişi birlikte eşeğe binmişler. Zavallı eşek ikisini birden nasıl taşısın? Bu insanlarda hiç insaf yokmu, demişler.

Değirmenci onların konuşmalarını duymuş:

-Doğru ya eşek çok yoruluyor. Bari ben ineyim de oğlum eşeğin üstünde gitsin, demiş.

Aşağı inmiş. Eşeğin yularından tutmuş, yürümeye başlamış. Oğlu da eşeğin sırtında gidiyormuş.

Bir süre sonra yolda iki genç kızla karşılaşmışlar. Kızlar kıkır kıkır gülüyorlarmış:

- Aaaa ne ayıp şey, gencecik delikanlı eşeğin üstünde gidiyor, ak sakallı ihtiyar adam aşağıda yürüyor. Hiç olacak işmi? İhtiyarlar dururken gençler eşeğe biner mi? diye konuşuyorlarmış.

Genç oğul bu sözleri duyunca:

- Baba kızların konuştuklarını duyuyor musun? Galiba doğru söylüyorlar. Gel ben ineyim sen bin, demiş. Delikanlı eşekten inmiş yerine babası binmiş. Pazara doğru gitmeye devam etmişler. Derken yolda bir çiftçiyle karşılaşmışlar.

Çiftçi:

-Hey ihtiyar, kendin eşeğe binmişsin, oğlunu yürütüyorsun. Yazık değil mi şu ufacık çocuğa, diye kızmış.İhtiyar kendi kendine bu adam haklı. Ama ne yapsam acaba diye düşünmüş. Sonra "en iyisi ben de aşağı ineyim., ikimiz birlikte yürüyelim."demiş. Eşekten inmiş. Baba oğul eşeğin yanında yürüye yürüye yola devam etmişler. Çok geçmeden yolda üç çocukla karşılaşmışlar. Çocuklardan biri onları görünce başlamış gülmeye... Bir yandan gülüyor, bir yandan da değirmenci ile oğlunu arkadaşlarına gösteriyormuş. Sonra çocuk, değirmenci ile oğluna yaklaşmış:

-Hihihi.Siz ikiniz ne gülünç görünüyorsunuz. Eşeğe ikinizde binmemişsiniz. Öyleyse onu yanınızda niye taşıyorsunuz demiş ve geçip gitmiş. İhtiyar artık dayanamamış:

- Oğluım, eşeğe ikimiz bindik "insafsız" dediler. Yalnızca sen bindin, ayıpladılar. Tek başıma ben bindim, kızdılar. İkimiz de binmedik, güldüler. İyisi mi biz bu eşeği sırtımız da taşıyalım demiş.

Yakındaki ağacın kuru ve sağlam bir dalını kesmiş. Sonra eşeği yere yatırmış. Onu ayaklarından bu sopaya bağlamış. Baba oğul sopayı omuzlarına almışlar ve eşeği böyle taşımaya başlamışlar. Köylüler onları görünce pek şaşırmışlar. İçlerinden biri:

- Bu ne hal değirmenci amca, demiş. Eşek sizi taşıyacağına siz eşeği taşıyorsunuz. Baba oğul, ikinizde kan ter içinde kalmışsınız!

Diğeri:

- İnsanların eşeği taşıdığı nerede görülmüş? Eşeği sırtınızdan indirin de siz ona binin, diye eklemiş. Baba oğul, şaşkın şaşkın birbirlerine bakmışlar.

-Ne yapsak insanlara beğendiremedik, demişler.

Değirmenci eşeği aşağı indirmiş. Ayaklarını çözmüş. Sonra oğluna:

-Oğlum, iyisi mi biz bundan sonra her söylenene aldırmayalım. Doğru olan neyse onu yapalım. İnsanlar ister beğensinler, ister beğenmesinler demiş. O günden  sonra değirmenci ve oğlu bir iş yapacakları zaman düşünmüşler, işi bilen kişilere danışmışlar, en doğru kararı verdikten sonra da uygulamışlar. Bir daha da her söz söyleyenin dediğine aldırmamışlar.

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !